Translate

17 Ekim 2007 Çarşamba

* DİRENİŞ BAŞ EĞECEK


Yeryüzünün en iğrenç yalanı, tabii farklılıklardan, “üstünlük” yönünde zatı kendinden menkul bir sonuç çıkarmak ve en affedilemezi ise bunun Allah’ın bir sözü olduğunu iddia etmek olmalıdır. İnsanlık tarihi yüzyıla yakın bir zamandır, bu yalana iman etmiş bir ruh halini, reddi neredeyse imkansız bir miras halinde devreden bir halkın, Yahudilerin, hakikate karşı giriştikleri kuralsız –üstün halk kuralı kendisi belirler!- bir savaşı kaydediyor . Bagy Yahudi zihninin anlam dünyasını yeryüzünde coğrafi sınırları belirli bir toprak parçasında egemen kılmanın “vaad”in gerçekleşmesinin mukaddemat-ı ihzariyesi olduğunu ve bunun için siyasi ve askeri mücadelenin şart olduğunu söyleyen düşünceyi biz kısaca, “Siyonizm” olarak tanımlayabiliriz ve bu tanım bizi Yahudi halkı ile kan bağı olmasa da bu fikrin meftunlarının da Siyonist / bagy / hakikat muarızı oldukları sonucuna götürür. Hedefi bu olmasa da, Yahudi zihninin hastalıklarının sirayet ettiği anlayışlarda da Siyonizmin etkilerini görmek mümkündür. Bu anlamıyla Siyonizmin Nazizmin öncüsü olduğunu söylemek abartılı bir iddia olmayacaktır.

Mülk alemindeki tüm farklılıkları Allah indinde boşa çıkaran İslam, Mescid-i Aksa’yı mübarek kılarken, Allah’ın teklifini yüklenmekten tevarüs eden kavmi bir üstünlük payı/hakkı çıkaran Yahudi düşüncesini de bu halkın kutsalında mahkum etmiştir. Filistin topraklarındaki savaşı iki kavmin mücadelesinden çıkartıp “insan olmak” ortak paydasına taşıyan da Allah’ın her insanı hür, masum ve özgür bir ruh ile yaratışını simgeleyen bu takdis ediş olmuştur. Peygamberi (as) Mirac’a taşıyan ve “insan” için benzeri olmayan bir onuru ifade eden yükseliş adımının işte burada, Kudüs’te atılması bir rastlantı değil, Allah ve insan arasındaki teklif ve “insan olma” ilişkisinin gösterilmesi, kaydedilmesi ve korunması için gelecek tüm nesillere bir borç yükleme halidir. İşte Filistin bu gün bu borcu ödemektedir, “insan” adına.

Filistin’e ve Lübnan’a düşen bombalar askeri gücün kusulmasından öte zayıf bırakılmış, ancak köleleşmemiş bir halkın bu haline olan nefreti simgeliyor. Yahudi zihni, dünyevi menfaatler uğruna köleliğe dönmeyi, bunu kabullenmeyi makul ve hoş gösterecek argümanların oluşturulması için peygamberlerle girişilen onlarca tartışmanın şekillendirdiği bir zihindir. Bu zihnin, bu kültürün tarihi, müstekbir güçlerin tasallutuna karşı direnmekten kaçışın, direnenleri aşağılayışın ve yalnız bırakışın örneği bir çok vakaya şahitlik etmektedir. İnsanlık alemini bu halka bağlayan tevhidi, adaleti, hakkı ve insani değerleri müdafaa yolunda gayret gösteren az sayıdaki insan dışında diyebiliriz ki, bu halkın sahip olduğu zihniyetle insanlığın bir bağı yoktur. İşte bu sebeple; bir Musa’ya, Davut’a, Süleyman’a sahip olmaları sebebiyle, Yahudi zihni Ahmet Yasin’de, Nasrallah’ta, Fadlallah’ta gizli bir Musa, Davut ve Süleyman (örneği) görüyor. Yahudi zihni, sahip çıkmaya çalıştığı ve fakat temsilcisi olmadığı bu şahsiyetlerin anlam dünyalarının bu günün dünyasında mücessem hale gelmiş varlıklarını/temsilcilerini yok ederek, kendi tarihinin kahredici ağırlığıyla yüzleşiyor aynı zamanda.

Savaşların doğasında varolan şiddeti ve düşmanlık sınırını aşan tüm bu azgınlıklar, yolları Siyonizm ile kesişen diğerleri tarafından da alabildiğine destekleniyor. Bu güçler, yeryüzünde haksız ve adaletsiz bir gücün karşısında boyun eğmemenin mümkün olduğunu gösterebilecek hiçbir kimse kalmasın istiyor. Kalabalıklar arasında kaybedilen, “insan”a yönelen bu taşkınlığın zayıf bırakılanların bedenlerini yok etmesine rağmen müstekbirlerin ruhlarını güçlendirmediği ve hatta onların bedenlerine de hayat güvencesi sağlamadığı gerçeğidir.
Salt Arapların ve Müslümanların değil, kendini insanlık aleminden farklı gören Yahudi zihninin kuşattığı İsrailoğulları’nın da kurtuluşu için Direniş’in Siyonizme karşı yürüttüğü savaşın sürmesi gerekmektedir. Bu savaşta, yola çıkarken birlikte olduğunu varsaydıkları kişiler dünyanın nehirlerinden avuç avuç içseler de, Direniş’in yanında kalanlar işte o şehrin, Kudüs’ün kapılarından başlarını eğerek gireceklerdir.

Kimin gücü Allah’ın özgür yarattığı ruhları ilanihaye tutsak etmeye yeter ki?

Hiç yorum yok: